Yağmurlu Havalara Çok Yakışan 7 Film

Yağmurlu Havalara Çok Yakışan 7 Film

335

Pencerenize yağmur damlaları vururken, sıcacık evinizde keyifle izleyebileceğiniz filmler.

Dışarıda yağmur yağarken, evde belki de en güzel yapılacak aktivitelerden biridir film seyretmek. Bir düşünsenize, koltuğunuza uzanmışsınız, üstünüzde yumuşacık, sizi sıcak tutan bir battaniye, elinizde kahveniz ya da çayınız ve bu keyifli ana eşlik eden güzel bir film. İşte yılın o zamanı geldi çattı. Sizler için yağmurlu günlere çok yakışan filmleri derledik. Kimi romantik, kimi macera dolu bu filmler arasından ruh halinize uygun olanı seçin ve evde miskinlik yapmanın tadını çıkarın. Mısırları patlatmaya ve film maratonuna hazırsanız, Evde Film Keyfinize Renk Katacak 5 Detay yazımıza da göz atmanızı öneririz.

The Notebook (Not Defteri)

Ryan Gosling ve Rachel McAdams’ın başrollerini paylaştığı ve romantik filmler dendiğinde ilk akla gelenlerden biri olan The Notebook , 1940’lı yıllara ait bir aşk hikâyesini konu ediniyor. Allie ve Noah’ın büyük bir aşkla başlayan ilişkisi İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte hazin bir ayrılıkla sonlanır. Çiftin yedi yılın ardından yağmur altındaki kavuşma sahnesi hafızamıza kazınan en romantik ve tutku dolu anlardan biri.

Sliding Doors (Rastlantının Böylesi)

Gwyneth Paltrow’un başrolünde yer aldığı Sliding Doors , kader ve zaman kavramlarını harika bir şekilde işleyen filmlerden. Helen metroyu son anda kaçırır ve ardından o birkaç saniyenin bir insanın hayatını nasıl değiştirebildiğini görürüz. Filmde paralel ilerleyen iki hayata birden şahit oluyoruz; metroyu yakalayan ve kaçıran iki Helen’in başına gelenleri izlerken, kendi hayatınızı da sorgulamaya başlıyorsunuz.

The Truman Show

1998 yapımı The Truman Show , kült yapımlar arasında çoktan yerini alan bir film. Yaşadığımız hayatı ve sistemi bize sorgulatan, güldürdüğü kadar insanın içini de burkan bu filmde, Jim Carry ’nin canlandırdığı Truman karakterinin dışarıdan kusursuz görünen hayatının aslında hiç de öyle olmadığına şahit oluyoruz. Truman adım adım gerçeklerle yüzleşme yolunda ilerlerken, sadece onun üstüne yağmurun yağdığı sahne unutamadıklarımız arasında.

Forrest Gump

Sinema tarihinin unutulmaz filmleri arasında yer alan Forrest Gump ’ta şöyle bir replik vardır: “Bir gün yağmur başladı ve dört ay boyunca dinmedi.” Yüreklere dokunan bu filmde Tom Hanks’in canlandırdığı Forrest, IQ seviyesi düşük olmasına karşın fiziksel sağlamlığıyla öne çıkan ve yaptığı şeylerle farkında olmadan değişimler yaratan bir karakterdir. Naifliği göz yaşlarınıza hâkim olamamanıza neden olabilir.

Back to the Future (Geleceğe Dönüş)

Zamanda yolculuğu mümkün kılan çılgın bilim insanı Dr. Brown ve o meşhur arabayla 30 yıl öncesine giden Marty’nin maceralarını konu edinen Back to the Future üçlemesi, yağmurlu günlerde evde film keyfi yapmak isteyenler için hem nostaljik hem de eğlenceli bir seçim.

Midnight in Paris (Paris’te Gece Yarısı)

Havayla birlikte içiniz de karardıysa, büyüklere masal kıvamında olan Midnight in Paris ’i izlemenizi öneririz. Nişanlısıyla birlikte Paris’e yaptığı seyahatte gerçeküstü bir dünyaya adım atan ve Ernest Hemingway’den Salvador Dali ’ye döneminin önde gelen entelektüel karakterleriyle bir araya gelen Gil, yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar, diğer yandan da edebiyata olan ilgisini yeniden kazanır.

The Matrix

Hazır Wachowski kardeşler Matrix ’in yeni filminin çekileceğini de duyurmuşken, seriyi en baştan seyretmek çok keyifli olabilir. Hem unuttuklarınızı hatırlamak hem de Ajan Smith’le Neo’nun yağmur altındaki o meşhur dövüş sahnesini gök gürültüsü eşliğinde izlemek harika olmaz mı?