No Man’s Sky – İnceleme

No Man’s Sky – İnceleme

2074
main

y_canpolat_bantAçık konuşalım şimdi, insanoğlunun uzaya olan merakı saklanmayacak boyutta. Kimileri sadece bizden başka canlı var mı sorusuyla yetinirken, kimileri bu hayalini astronot olmakla taçlandırıyor. Bu hayali başaranlar da var ki, yaşadığımız bu uzaydaki minik mavi noktaya uzaktan bakabiliyor. Bizler de en azından bu astronotların ya da uyduların çektiği fotoğraflara bakarak gezegenimizi dışardan görebiliyor, uzay hakkında fikir sahibi olabiliyoruz.

walkers_1457011653

Hani bazen bazı sorulara, örneğin “beni ne kadar çok seviyorsun?” tarzı sorulara verilen bir cevap vardır ya “uzay kadar” diye. İşte günümüzde sonsuzluk=uzay anlamına geliyor. Uzayın tamamını bilmediğimiz için uzay bize bilinmezin eşanlamlısı olarak gözüküyor.

Tam da yeni gezegenleri keşfetmekle ilgili olan Star Trek’in yeni filminin vizyona girdiği ayda bu konuda uzun zamandır beklediğimiz bir oyun piyasaya çıktı. No Man’s Sky, herkesin içinde bulunan o astronot olma, daha doğrusu keşfetme arzusunu ortaya çıkarabileceği bir oyun.

spaceplanets_1470673213

No Man’s Sky’a bilmediğimiz bir gezegende, bozulan gemimizin yanında başlıyoruz. Amacımız o gemiyi tamir edip tekrardan havalanmak, yeni gezegenlere yelken açmak. En nihayetinde ise evrenin merkezine yolculuk etmek. Özete bak, oyun daha bu amacıyla insanın ilgisini çekiyor. Ne yazık ki bu ilgiyi herkes için korumayı başaramıyor.

Bilmediğimiz bir gezegende bozuk bir gemiyle başlıyoruz demiştik. Biraz da elimizdeki silaha güvenerek bu bilinmeyen gezegeni keşfetmeye ve etraftaki materyalleri toplamaya başlıyoruz. Bunlarla hem gemimizi tamir ediyor, hem de ona gerekli yakıtı sağlıyoruz. Ardından belki yüzlerce belki binlerce kez yapacağımız şeyi yapıyor ve gezegenden havalanarak uzaya çıkıyoruz.

redspace_1445969596

Oyun boyunca amacımız temelde evrenin merkezine ulaşmak. Oyunun eğlenceli ya da sıkıcı olması tamamen bu süreci nasıl geçirdiğinizde alakalı. Sürekli olarak yeni gezegenlere gidiyoruz, buraları keşfediyor, yeni isimler veriyor, iklim ve atmosfer şartlarına uyum sağlıyoruz. Bu gezegenlerdeki bitkileri, maddeleri keşfediyor, onları toplayarak işimize yarar hale getiriyoruz. Yapacağımız her türlü üretim için etrafı geziyor ve gerekli maddeleri topluyoruz. Yeri geliyor hiç görmediğimiz canlıları keşfediyoruz. Kimileri bize saldırıyor, kimileri ise uslu uslu dolaşırken biz saldırıyoruz. Keşfettiğimiz bitkiler gibi keşfettiğimiz canlıların türlerine de isimler veriyoruz.

nightdrone_1445969592

İsim verme kısmı aslında ucu açık bir alan. “Helikopter böceğini ilk kim görmüş de bu ismi vermiş?”, “Baykuşun ismi neden baykuş?” gibi oldukça genel diyaloglar yaşamışsınızdır. Bu sefer siz söz sahibisiniz. İlk defa gördüğünüz bir hayvana, ilk defa ayak bastığınız bir gezegene, hatta gezegen sistemine isim verebilirsiniz. Ne de olsa siz keşfettiniz. Örneğin yüzeyi sıcak olan bir gezegene “Ayakyakan” gibi komik isimler koyabilirsiniz.

Oyun, keşfetmek üzerine kurulu olsa da bu işlemin bize sonucu “mining” olarak dönüyor. Yani sürekli olarak maddeler arıyor, onları toplayıp harmanlayıp üretim yaparak geçiriyoruz. Başta zevkli olsa da her seferinde bu aşamaları yapmak bir noktadan sonra sıkıcı hale geliyor. Bu sebeple oyunun süresi uzadıkça, oyuncuların tahammül seviyesi de düşüyor. Örneğin her yeni başlayan net olarak 5 saatlik dilimden zevk alır. Uzaya olan merakı yüksek oyuncular bu süreyi 10 saate kadar rahat uzatabilir. Mincecraft gibi oyunları oynayan ve “mining” dediğim madde bulup toplayıp üretim yapmayı seven oyuncular için 15 saate kadar çıkar. Ondan sonrası ise tamamen bu oyunu sevmenizle alakalı bir konu. Zira tekrara girmesi çoğu oyuncuyu bıktırıyor. Çünkü süre ilerledikçe aslında çok da farklı şeyler yapmıyorsunuz. Oyunun başında neyse, ilerisinde de aynı şeyler devam ediyor. Bir de her yeni gezegene gitmek için ışık hızına çıkmanız gerekiyor. Düşüncesi eğlenceli olsa da ışık hızı demek yine birçok madde toplayıp üretim yapmak demek.

landingpad_1457011647

No Man’s Sky’ın belki de en eğlenceli kısmı gemi tarafı. Başarılı gemi mekaniği ile birlikte hem gezegenlere gitmek, hem de onların yüzeyinde uçmak çok eğlenceli. Işık hızında gitme hissi de mutlaka yaşanmalı diyebilirim.

No Man’s Sky, bu yılın belki de en çok beklenen oyunlarından biriydi. Düşük puan almasındaki sebep, biraz da beklentinin yüksek olmasıyla alakalı. Oyunun içi ne kadar doldurulmuş olsa da online kısmının neredeyse hiç olmaması can sıkıyor. Tamam, isminin No Man’s Sky olması bize mesaj veriyor, ancak oyun çıkana kadar online olacağının söylenmesi ve çıkış gününde hayır diyerek geri dönülmesi kötü bir etki yarattı. Herhangi bir arkadaşınızla birlikte oynayamıyor, birbirinize karşı takas yapamıyor, gezegenleri birlikte keşfedemiyorsunuz. Bu da No Man’s Sky’ı çok iyi bir oyun olmaktan biraz uzak hale getiriyor.

No Man’s Sky hakkında ilginç bilgiler:

– Oyunda 18 kentilyon gezegen bulunuyor. Kentilyon ne demek mi? Katrilyonun bir üstü. Tamam sayı verelim; 18,446,744,073,709,551,616 gezegen var.
– Tüm gezegenleri keşfetmek 585 milyar yıl sürermiş. Bir örnekle; güneşin 5 milyar yıl içerisinde ölmesi bekleniyor.
– Ortalama bir gezegenin bir ucundan öteki ucuna yürüyerek gitmek birkaç gününüzü alıyor.

Platform: PC ve PlayStation 4

No Man’s Sky
Grafik 7
Hikaye 7
Oynanış 8
Ses 0.6
Summary
İçimizdeki keşif arzusunu çok iyi kullanan bir oyun. Ancak keşfetmenin heyecanı kaçıp rutine bağlayınca, oyun da büyüsünü kaybetmeye başlıyor.
5.7
Keşfetmenin Heyecanını Yaşayın
User Rating : 0 (0 votes)