LG’nin Son Telefon Harikası: LG V30

LG’nin Son Telefon Harikası: LG V30

7312
main

Gösterişli marifetlerin ve yeni baştan tasarımların şekil verdiği V30 ile LG, en şık akıllı telefonlarından birini yaratmış. Özellikle ekranda yapılan bazı iyileştirmeler harika olmuş olsa da telefonun bazı kusurlar gözden kaçmıyor.

LG aygıtları genelde daha büyük rakiplerinin gölgesinde kalır. Fakat şirketin yeni V30’u bu trendi kırarak ışığı görebilir. Zarif ve aynı zamanda sağlam olan telefon, güçlü bir performansa ve telefonlarda gördüğümüz en iyi ses kalitesinden birine sahip. Üstelik video kabiliyeti de çok iyi. Tüm bunlar V30’u piyasadaki en iyi taşınabilir medya aygıtlarından biri yapıyor. Sadece, iyi iş gören dual kamerasının az ışık seviyelerinde daha iyi bir performans sergilemesini ve LG’nin daha kaliteli ekranlar kullanmasını isterdik. Telefonun eksikleri her ne kadar düşündürücü olsa da, sonunda iyi tarafları ağır geliyor.

Donanım

LG, her yeni modeliyle V serisini daha geleneksel bir kimlik kazandırıyor. Her şey iki yıl önce piyasaya sürülen erkeksi V10 ile başladı. Fakat daha ağır başlı olan V30 ile karşılaştırıldığında aynı ürün ailesine üye olduklarına şaşırabilirsiniz. Bu aslında kötü bir şey değil. LG standartları düşünüldüğünde, kıvrımlı köşeleri ve Gorilla Glass 5 ekran camıyla V30 gerçekten oldukça şık. LG’nin, serinin önceki sürümlerinde bulunan gereksiz ikinci ekrandan kurtulmuş olması iyi. İkinci ekranın V serisine kattığı değer zaten belirsizdi ve çıkarılmasıyla tasarımın rahat bir nefes aldığı açıkça görülüyor. V30’un piyasadaki en göz alıcı telefon olduğunu söyleyemeyiz. Mesela Samsung telefonları daha güçlü bir ‘vay canına’ faktörüne sahip. Fakat LG, V30 ile tasarım anlayışını dramatik bir şekilde dönüştürdü ve bunun sonucu olarak yeni telefon çok daha çekici hal aldı.

V30 ayrıca beklenmedik ölçüde konforlu bir telefon; özellikle de 6 inçlik büyük OLED ekran göz önünde tutulunca. O büyüklükte ekranlara sahip telefonların fiziksel olarak ne derece rahatsızlık yaptığı zamanlar aslında çok da geride değil. V30’u tek elle kullanmak son derece kolay. V30’un parmak izi biyometriği, çoğu yeni rakibi gibi ürünün arka kısmında, genelde işaret parmağınızın istirahat ettiği noktada yer alması da doğu bir tasarım tercihi olmuş.

V30’un hayranlık uyandırıcı inceliği ve hafifliği sizi yanıltmasın; özellik çeşitliliği konusunda telefonun önemli bir eksiği bulunmuyor. Son zamanlarda incelediğimiz pek çok üst seviye telefonun aksine, V30 hala bir kulaklık jakı ve 2TB’a kadar çıkan microSD harici depolama kartları için SIM tepsisinde bir giriş bulunduruyor. İncelediğimiz sürümün 64GB dahili hafızası çoğu kullanıcı için yeterli olsa da, aygıtın medya kabiliyetleri düşünülünce böyle bir seçenek bulunması gönül rahatlığı veriyor.

V30’un gövdesi ayrıca su ve toz dayanıklılığına karşı IP68 fiziksel güvenlik derecesi bulunduruyor. V20’de böyle bir özelliğin olmaması hayal kırıklığı yaşatmıştı. Madalyonun diğer tarafında ise, bu özellik yüzünden gövdeye entegre tutulmak zorunda kalan ve değiştirilemeyen bir 3,300mAh telefon pili yer alıyor. Evet, V10 ve V20’de olduğu gibi telefonun pilini değiştiremiyorsunuz. LG’nin böyle bir tercih yapmasının nedeni aslında basit. Değiştirilebilir piller telefonları kaba ölçüde büyük yapıyor ve tasarım seçeneklerini sınırlandırıyor.

Ekran ve ses

V30’un 6 inçlik 2K (quad HD) ekranının parlaklığını sonuna kadar açtığınızda gözleriniz resmen bayram ediyor. Vurgulu ama cıvık kaçmayan renkler gösterebilen ekranın 538ppi seviyesindeki piksel yoğunluğu ile resimlerdeki her türlü ayrıntıyı daha kolay fark ediyorsunuz. Fakat maalesef güzel sözler bu noktada tükeniyor. LG, Pixel 2 XL telefonunda kullanılan paneller yüzünden çok azar işitmiş olmasına rağmen durum V30 örneğinde daha da vahim. XL gibi, V30 da bazı açılarda tutulduğunda mavi bir renk eğrilmesi sergiliyor. Her ne kadar bu kalibrede bir telefon için garip bir kusur olsa da bunun çoğu kullanıcı için karar kıran büyüklükte bir sorun olduğunu düşünmüyoruz.

Fakat bundan daha endişe verici olan, V30’da kolayca fark edilebilen karıncalanma seviyesi ve dengesiz ışıklandırma. Dengesiz ışıklandırma, parlaklığı açtığınızda daha az fark ediliyor olsa da karanlıkta (mesela yatakta) okurken parlaklığı düşürdüğünüzde çok daha göze çarpıyor. Aynı şey, özellikle tek renkli arka planlarda açıkça görülen karıncalanma için de geçerli.

Neyse ki ses cephesindeki durum çok daha iyi. Telefonun alt kısmında yer alan tek hoparlörden müzik dinlemek idare etse de kulaklığınızı mini jaka taktıktan ve tümleşik Hi-Fi DAC başladıktan sonra işler tamamen değişiyor. Kulaklıkla müzik dinlerken ses oldukça güçlü çıkarken aynı zamanda daha doğal ve canlı bir his uyandırıyor; hem de EQ ayarlarına henüz dokunmamış olsanız bile. Eğer ince bir ses frekansı zevkine sahipseniz dört ayarı EQ ayarının yanında pek çok “dijital filtreler” de sunularak müzik tutkunları tatmin edilmeye çalışılıyor. Tüm ses özellikleri çoğu insan için gereksiz olabilir ama DAC ayarlarına dokunmadan bile çok daha iyi bir ses kalitesi elde ediyorsunuz.

Yazılım

Oreo bekleyenler için kötü bir haberimiz var. V20, Android Nougat ile gelen ilk aygıt olmuştu ama LG bu sene benzer tatlı bir anlaşmayla gelmiyor. Bunun yerine Nougat’ın en yeni sürümüyle gelmekle yetiniyor. Gene de çoklu pencere modu, aynı anda birden fazla uygulama çalıştırıldığında her zamankinden daha iyi iş görüyor ve V30’un engin 18:9 en-boy oranı sayesinde daha iyi nefes alıyorlar. Ayrıca son derece yardımcı olabilen Google Assistant dijital sekreter de telefonun cephaneliği arasında yer alıyor.

Tabi alışmanız gereken birkaç unsur da var. V30, bir uygulama başlatıcısı ile gelmiyor, bu yüzden yeni indirdiğiniz tüm uygulamalar tüm ana ekrana saçılıyor. Sırf o kullanışlı uygulama arama çubuğu için bile olsa geleneksel başlatıcıyı kolayca kurabilirsiniz.

İlk iki V serisi telefonların garip ikinci ekranını hatırlayan var mı? Evet, o ekran artık yok. LG, orada kullanılan o kısa yol ve denetimleri artık “kayan çubuk” adıyla tek bir yere sıkıştırmış. Bu çubuk, devre dışı bırakılmış halde geliyor, ki bu bizde şaşkınlık yaratmıyor. Şarkı atlatma veya takvime hatırlatma düşürmeyi kolaylaştırmak güzel ve hoş ama artık bu kısa yollara ulaşan, her zaman açık kendine has bir ekran olmadığına göre bunların da bir anlamı kalmıyor. LG’nin yeni ve eski ürünler arasında özellik köprüleri kurmasını takdir ederiz, fakat zaten başından beri gerekli olup olmadığı tartışılan bir ekrana böyle kaçamak bir çözüm takıştırmayı yakıştıramadık.

Kamera

V30’un öne çıkan özelliklerinin başında dual kamera geliyor. Ve bunun iyi bir nedeni var: LG’nin şu ana kadar üretmiş olduklarının arasında en iyisi. Bu iki kameradan en gelişkin olanı 16 megapiksel çekim kalitesine ve bir f/1,6 açıklığa sahip. Buna eşlik eden ise 13 megapiksellik bir geniş açı kamerası. Diğer akıllı telefon üreticileri farklı dual kamera teknikleri kullansa da (mesela Huawei’in ikinci monokrom algılayıcısı gibi), telefoto/geniş-açı kombinasyonu ile daha esnek bir performans elde edilebiliyor.

Ana kamera ile çekilen fotoğraflar özellikle ışık seviyesinin yüksek olduğu ortamlarda pek çok ayrıntı barındırabiliyor ve parlak, doğal renkler yakalıyor. Kısacası oldukça etkileyici sonuçlar elde edilebiliyor. Düşük ışık koşullarında gösterilen performans için ise güzel şeyler söyleyemeyeceğiz. Ana kamerada optik görüntü dengeleme özelliği ve çok geniş bir aralık bulunuyor. Bunlar çoğu durumda başarıya giden iki anahtar özelliktir. Fakat V30’da durum mükemmeliyetten uzak. Bazen düşünmeden çektiğiniz fotoğraflarda harika sonuçlar elde edebiliyorsunuz. Ama çoğu zaman, V30, düşük ışıkta ince ayrıntıları yakalamakta zorlanıyor. Galaxy Note 8 ve iPhone 8 Plus gibi rakiplerin böyle bir problemi yok. Maalesef böyle hataları tonlarca fotoğraf modu veya filtrelerle çözemiyorsunuz.

Geniş açılı kamera ise düzenli olarak hoş görünen peyzajlar yakalıyor ve etrafınızdaki daha fazla alanı kadraja sığdırmanızı sağlıyor. Bazı durumlarda ayrıntı yakalamakta zorlansa da, düşük çözünürlüğü düşünüldüğünde bunun normal olduğunu söyleyebiliriz. Bu haliyle bile, fotoğrafların kenarlarında bozulmalar oluşturan V20’nin geniş açılı kamerasıyla karşılaştırıldığında çok daha iyi sonuçlar veriyor. Üstelik, özellikle ayarlarıyla biraz oynadıktan sonra düşük ışıkta bile işe yarar geniş açılı fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Tabi Samsung Note 8 ve Google Pixel 2 ürünleri genel olarak daha iyi fotoğrafçılık işi çıkarıyorlar. Fakat saygıdeğer bir resim kalitesi ve esnek kontrolleriyle, V30’un kamerasının ciddi bir rakip olduğunu vurgulamamız gerekiyor.

LG, video çekimini de boşlamamış. V30, video çekerken ve çektikten sonra kullanabileceğiniz zengin denetim özellikleriyle geliyor. Bu, özellikle YouTube’çular ve kameramanlık merakı olanlar için harika bir haber. V30 ile video çekimi yaparken sahip olduğunuz denetim özellikleri sayesinde profesyonel bir kamera kullanmak zorunda kalmayabilirsiniz. Video çekiminde kontrol imkanlarının çeşitliliği ve bolluğu önemli olmasından dolayı, V30’un özellikle bazı aparatlar sayesinde pek çok kameraman ve fotoğrafçının hayatını kolaylaştırabilecek bir potansiyel sağlıyor.

Artık harika video kayıtları elde etmek için Kubrick olmaya gerek yok. Topu topu bir avuç özellikle profesyonel seviyede çekimler yapabilirsiniz. Mesela önayarlı renk seçimleri gibi bir özellikle kaydınızın atmosferini dramatik bir şekilde değiştirebilirsiniz. Ayrıca LG’nin şık nokta zumu özelliğine de değinmemiz gerekiyor. Bu özellik sayesinde, kamerayı hareket ettirmeden, ekranda herhangi bir noktaya dokunarak odak bölgesini kolayca belirleyebiliyorsunuz. V30’un kullanımını bir zevke dönüştüren de işte bu tür ayrıntılar. Fakat LG’nin bir daha ki sefere aynı ilgiyi fotoğraf modu için göstermesini bekliyoruz.

Performans ve pil

Son birkaç ay içinde çıkan diğer üst seviye akıllı telefonlarda olduğu gibi, V30 da Qualcomm’un Snapdragon 835 çip setini ve beraberinde Adreno 540 GPU’su ve 4GB RAM kullanıyor. Bu kombinasyonun çok rağbet görmesinin ana nedenlerinden biri, etkili olması. Hızlı ve akıcı olan V30’u kullanırken ve özellikle uygulamalar arasında geçiş yaparken hiçbir gecikmeye veya takılmaya maruz kalmıyorsunuz. V30 ayrıca, Afterpulse ve Tempest gibi performans oburu oyunları çalıştırırken tek bir ter damlası bile dökmedi.

Günlük kullanımına gelirsek, kısaca V30’un oldukça sıradan olduğunu söyleyebiliriz. Tipik bir günde V30’un şarj kapasitesi, düşük seviyeli pil uyarısı vermeden önce yaklaşık 13 saat dayanıyor. Bu oran, telefonu ne yoğunlukta kullandığınızla yakından alakalı olsa da, bu haliyle hiç de fena değil. Benzer sonuçları Galaxy Note 8’de de görebilirsiniz. V30’u şarj etmeyi unutursanız endişelenmenize gerek yok; kendini düşük pil seviyesine adapte eden telefon uzun süre açık ve ayakta kalabiliyor. Ayrıca şar etme süresi de son derece hızlı. Şarj tamamen biten V30, yüzde 25-30 pil seviyelerine en fazla 15 dakikada ulaşıyor. Şarj süresi yarım saate çıktığında ise bu oran yüzde 55’e yaklaşıyor. Evet, daha büyük bir pil fena olmazdı ama öte yandan günde bir kereden fazla enerji ikmali yapmak da dünyanın sonu değil.

Rakipler

V30, LG’nin uzun süredir ürettiği ilk cazip telefon ama bu yılki akıllı telefon rekabeti son derece çetin. Samsung’un Galaxy S8 Plus telefonu aynı çip seti kullanıyor ama bunun yanında neredeyse kusursuz olan Infinity Display ekranından faydalanıyor. V30’un OLED ekranı kendine hiç yakışmıyor. Samsung ayrıca tartışmalı da olsa tasarım alanında da öne çıkıyor ve S8 Plus ile birlikte birinci sınıf kalitede bir kamera geliyor. Diğer tarafta da, V30’a oldukça benzeyen Google’ın Pixel 2 XL akıllı telefonu yer alıyor. Pixel’in ekranı V30’unkine benziyor olsa da daha az karıncalanma sergiliyor. Ayrıca daha temiz bir Android sürümüne sahip olması da Pixel’in biraz daha hızlı olmasını sağlıyor. V30 yerine bu telefonları almak için makul nedenleriniz bulunuyor ama kısaca şunu söyleyebiliriz: Eğer ses ve video kalitesinde ciddiyseniz, V30’u fazla düşünmeden tercih edebilirsiniz.

LG V30
Tasarım 10
Performans 9
Kamera 10
Batarya 9
Ekran 10
Summary
LG'nin yeni amiral gemisi V30, donanım özellikleriyle dikkat çekiyor. Performans odaklı telefonun kamera konusunda iddiası da son derece yüksek.
9.6
Muhteşem!
User Rating : 0 (0 votes)

Yazar Hakkında

Gazeteciliğe 1996'da, PC Magazine Türkiye’de muhabir olarak başlayan Erdal Kaplanseren; Yeni Yüzyıl, Milliyet, Vatan, Posta ve Hürriyet gazetelerinde teknoloji yazarlığı ve editörlüğü yaptı. PC Magazine, .net ve PCnet gibi dergilerde editörlük ve yayın yönetmenliği görevlerini yürüttü. Kariyerine Radyo Kozmos, NTV Radyo ve CNBC-e ile farklı mecralar ekledi. Hürriyet ve Doğan Burda gruplarında dijital yayıncılık konusunda görevler aldı, yöneticilik yaptı. 2014'te Doğan Grubu'ndan ayrılarak kendi içerik girişimi olan Layka'yı kurdu. Dijital yayıncılık hizmetlerinin yanı sıra Tekno TV adlı video blogu ile Teknolog.com adlı teknoloji haber blogunu hazırlıyor.

İlgili Yazılar