GittiGidiyor’u Şubat 2001′de, sonunda test yazılarından arındırıp, açışımızı dün gibi hatırlıyorum. Açmaktan kastettiğim yanlış anlaşılmasın; öyle şatafatlı reklam kampanyaları, lansmanlardan bahsetmiyorum. Kendimize açtık desem daha doğru olur. Evlerimizde fotoğrafladığımız 20-30 parça eşyaya açıklama yazmakla geçiriyorduk ilk günleri. Ziyaretçiler? Günlük ziyaretçi sayısı iki elin parmağı kadar ya vardı ya yoktu. Mart 2001′de yani ikinci ayımızda toplam 5-6 ürün satılmıştı. Siteye her ürün girdiğinde ve özellikle “satış” olduğunda birbirimize heyecan içinde haber veriyorduk.
Hemen herkese göre yanlış bir iş yapıyorduk. Bazen işin zorluğu bir yana, çevremizdeki olumsuz görüşler daha yorucu olabiliyordu. Mimarlığı bırakıp, 13 ay boyunca üzerinde çalıştığımız internet sitesinin adını duyanlar “paranız olduğunda değiştirirsiniz” diyorlardı. Değiştirmedik, adı GittiGidiyor kaldı.

*GittiGidiyor, 2001 görüntüsü
Bize hep sorarlar, siteye nasıl trafik çektiniz, nasıl duyurdunuz diye. Bunun tek bir cevabı olabilir: Sabır. 10 yıl öncesini biraz daha gözünüzde canlandırabilmeniz için şöyle aktarayım; Google yoktu (vardı ama henüz o da yeterince bilinmiyordu), ülkede toplam 1 milyon internet kullanıcısı vardı ve sadece 50 bin kadarı online alışveriş yapıyordu, o da ağırlıklı yurt dışı sitelerden. Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar yoktu, reklam networkleri yoktu, reklam verebileceğiniz site sayısı bile çok sınırlıydı. Hal böyle olunca biz de bütün konsantrasyonumuzu iyi hizmet vermeye, yenilikler yapmaya, teknolojiyi sonuna kadar kullanmaya ve siteyi temiz tutmaya vermiştik. İnsanların yaşadıkları deneyimi birbirlerine anlatmalarını ve tavsiye etmelerini beklemekten başka çaremiz yoktu. Yazının devamı için tıklayın
Sevgili GittiGidiyor ailesi,















































